Özellikle ekseninde edebiyatçıların, yazarların olduğu, onların savrulmalarla geçen hayatlarını, korkularını, aşklarını, takıntılarını, hayal kırıklıklarını, başarısızlıklarını işleyen filmleri daha ilgiyle izliyorum. Yazıya uzak, ortalama bir izleyicinin gözden kaçırma ihtimali yüksek olan ayrıntılarda kendimi yakaladıkça yaptıklarıma, yapamadıklarıma dışarıdan bir gözle bakmanın iniş çıkışlarını yaşıyorum Beni Affedebilir misin? – (Can You Ever Forgıve Me?) tam da […]

DEVAMI →

    Tutku yakar, vurur çarpar yere. Tutku yüksek gerilim hattındaki çıplak tele, bile isteye dokunmaktır öleceğini göre göre. Damage – Ölesiye- tam da böyle bir film. Tutkunun nasıl denetimsiz, freni boşalmış damperli bir kamyona benzediğini, nereye ne zaman çarpacağının ve bu çarpışma gerçekleştiğinde nelerin olabileceği sorusunun asla tümüyle yanıtlanamayacağını bazen bağırarak, bazen de fısıltıyla […]

DEVAMI →

      Alvaro Brecher’ın senaryosunu yazıp yönettiği 12 Yıllık Gece- La Noche De 12 Anos adlı filmde anlatılanlara aslında Türkiye hiç de yabancı değil. Arkasında Amerika’nın olduğu Kenan Evren cuntasının 12 Eylül’de yaptıklarını, Brecher’ın filminden çağrışımlarla düşündüğümüzde ilginç benzerliklerle karşılaşıyoruz. Hemen peşinden Fethullah’ın 15 Temmuz darbe girişimini de buna ekleyelim: Arka planda ABD, önde […]

DEVAMI →

  İkinci Dünya Savaşı’nın en karanlık günlerinde 300 bine yakın Alman askerinin Doğu Cephesi’nde Stalingrad kuşatmasını sürdürdüğü bir sırada başlıyor SOPHIE SCHOLL SON GÜNLER adlı film. Münih Üniversitesi öğrencileri Sophie Scholl, ağabeyi Hans Scholl, arkadaşları Robert Mohr’un da aralarından bulunduğu bir grup genç kurdukları Beyaz Gül örgütü aracılığıyla faşizmin gerçek yüzünü sergilemek amacıyla mücadele etmektedirler. Örgüt […]

DEVAMI →

SİNEMA OKUMALARI: NAKED- ŞİDDETİN İNSANI KENDİNDEN UTANDIRAN HALİ Adam şunları söylüyor: “Hiç bilmesen de şu berbat hayatının en mutlu anını çoktan yaşamış olabilirsin ve geleceğinde hastalık ve acılardan başka bir şey olmayabilir… İlk kurbağa kendini sudan dışarı atıp bir eş bulmak ya da bir yırtıcıyı duraksatmak için ses tellerini görevlendirdiğinde o ilk vıraklamasının dünyadaki bütün […]

DEVAMI →

  Yazı bazen tehlikelidir; kendisine tutulanı içine yuvarlanması kuvvetle muhtemel çukurlara sürükler. İnsanın başına olmadık işler açabilir peşine düştüğü imgeler. Bu noktada yazar ne kadar kırılgan bir çizgide yürüyorsa, has okuyucu da ondan farklı değildir. Ortak paydada buluşan algıların üstesinden gelemeyeceği şey yoktur yazının dünyasında. İmgeler hep ters köşeye çakmalı, olmazın peşinde yürümeli, toplumun baş […]

DEVAMI →

  YAZ SİNEMASI: Disobedience- İtaatsizlik Yılı: 2017, Yönetmen: Sebastián Lelio Uykusu kaçan, ruhu daralanlar için YAZ SİNEMASI Anormal, tuhaf, artık nedeni niçini açıklanamayan zamanlardan geçiyoruz. Mantıklı düşünmenin bir süre askıya alınması kaçınılmaz. Mantıkta neymiş? Böyle zamanlar için zamanın ruhuna uygun tuhaf filimler gerekiyor. Sanıyorum öyle bir film bu. Yönetmenliğini Sebastián Lelio’nun yaptığı Disobedience- İtaatsizlik adlı […]

DEVAMI →

YAZ SİNEMASI: De tu ventana a la mia- Spoiler Uykusu kaçan, ruhu daralanlar için YAZ SİNEMASI Yönetmen Paula Ortiz Aşkta başarısız olan farklı yaş ve dönemden, üç kadının kapalı ve düşmanca bir ortamda yaşam mücadelesi. Onlar kendi yollarını seçememiş; pencere başında dikiş dikerek, hatıralarla, hayal ettikleri bir yaşamı düşleyerek yaşamak zorunda kalan kadınlar. İspanya’da üç zaman […]

DEVAMI →

YAZ SİNEMASI: Sunday’s Illness Uykusu kaçan, ruhu daralanlar için YAZ SİNEMASI Bir şeyi anlatırken her şeyi söylemek gerekmiyor. Belki de anlatmak söylenmeyenler üzerine kurulduğunda daha güzel oluyor. Hele anlatıcı sinemaysa altın vuruş kaçınılmaz. İspanyol yönetmen Ramón Salazar’ın ‘’La enfermedad del domingo’’ (Sunday’s Illness) adlı filmi bunun en somut örneği. 35 yıl önce kızını terk ederek […]

DEVAMI →

Uykusu kaçan, ruhu daralanlar için YAZ SİNEMASI   The Bookshop İngiltere’de 1950 yıllarında eşini kaybetmiş ve acısını yüreğinde dindirerek hayatında yeni sayfa açmaya karar veren Florence Green, sahil kasabasının orada bir kitapçı dükkanı açmaya karar verir. Florence’ın işleri başlarda çok iyi gitmiştir oradaki halkı kitap okumaya alışsın diye bedava kitaplar dağıtıp adeta kütüphaneye çevirmiştir.Fakat işler […]

DEVAMI →