Birden sisin ardında kaldı dağ, orman, köy ve hayat. Sabah uyandığımda bir beyaz boşluğun içinden baktım ağaçlara. Sonbaharını tamamlayamadan soğuğa, yağmura teslim olmuş mevsimin ilk başlangıcıydı bugün. Hatta sonbahar dağdan öylesine aceleyle kaçmıştı ki, sararan yapraklar düşmeye bile fırsat bulamamışlardı kuruyan dallardan. Ben sisle, yağmurla, soğukla uğraşırken iki gelişme ülkenin […]

DEVAMI →

        Her şey gelir, geçer ve biter sevgilim. Bitmeyen tek şey dünyanın varlığı ki, o da belki zaman dışı bir boyutta, aklımızın almakta zorlanacağı koşullarda, evrenin sonsuzluğunda toptan kaybolacak. Binlerce yılda kurulmuş sayısız uygarlığın birbirinin içine geçmiş izlerinin, milyarlarca yıl sonra alev topuna dönmüş bir gaz kütlesinin içinde yok olacağını hayal etmek […]

DEVAMI →

          Burada, seninle bir gün konuşabileceğimi fısıldayan düşüncenin içine yuvalandığı ortamda saatler başka türlü işliyor. Dağda adını bilmediğim, yüzünü görmediğim, sesini duymadığım kimliksiz hayallerin söylediklerine öylesine inanmaya başladım ki, gerçek ötesiyle aramızdaki sınır neredeyse sıfıra indi. Yani gündelik hayatın gerçeklerinden, sorunlarından, beklentilerinden epeyce uzaktayım şimdi. Ama aslında hep böyle kandırılmaya müsait, […]

DEVAMI →

  Eriklerden meyve suyu yaptı Peri. Buzdolabının raflarına dizdiğimiz şişelerden ilk bardağı şimdi içtim, inanılmaz lezzetliydi. Köyün hatta belki de dağın en lezzetli erik ağacı bu. Üstelik dolgu toprakta yetişti. Evden aşağıya doğru taraça biçiminde üç set halinde uzanan bahçenin dibinde, sokağa bitişik taş duvarın köşesinde nazlı bir gelin gibi dalları salkım saçak dikiliyor erik […]

DEVAMI →

        Martın sonu bahar artık siyasi bir slogan olsa bile sevdim. Her şeye rağmen sevdim. Nisanın ortalarına doğru yaklaşırken bahar inatla canını dişine takmış ortaya çıkmak için didinip duruyor. Yani bu bağlantıyı Ankara’daki gelişmeleri düşünerek yazdım. Mansur Yavaş mazbatasını aldı. Seçim öncesi bütün tehditlere, bütün kirli propagandaya rağmen yüz otuz bine yakın […]

DEVAMI →

    RIHTIM GÜNLÜĞÜ- TRİLYE   Bugün gelmedin. Sabahtan bu yana meteorolojinin fırtına uyarısı internete üst üste düşünce dışarı çıkmaktan vazgeçtin. Hava öğlene kadar uyarıların uzağında dünküne benzer bir şekilde açıp kapatarak devam etti. Tuhaftır, ben dışarı çıktıktan beş dakika sonra gökyüzü karardı, rüzgar hızlandı, yağmur çiselemeye başladı ve kıyıdaki yürüyüş yoluna indiğimde soluğumun kesildiğini […]

DEVAMI →

      RIHTIM GÜNLÜĞÜ- PORTAKAL ÇİÇEĞİ SOKAK   İnadına güzel bir gün. Rıhtım biraz daha mı büyüdü, deniz biraz daha mı mavileşti, martılar kendi aralarında konuşmaktan yorulup bizimle mi iletişime geçmeye niyetlendiler; rıhtımın onları her gün torbalar dolusu mamayla besleyenlerden aldıkları güçle semizlemiş kedileri, ilk defa böylesine ayrıcalıklı olduklarının farkına mı vardılar; bahar hazırlığı […]

DEVAMI →

      Adaya vapurla geçen ilk yolcu biz değiliz tabii ki. Vapur icat edileli beri milyonlarca yolcu, milyonlarca defa adaya gitti geldi. Ama bu benim vapurum ve benim adam; bizim vapurumuz ve bizim adamız. Aylardır uzaktan baktığımız bir yere havanın güzel olduğu bir gün sonunda geçtik. Yarım saatlik mesafeyi güvertede kuytu bir köşeye çekilip […]

DEVAMI →

    Teknenin arkasındaki rüzgar gülü hızla dönüyor; direklerden aşağı çekilmiş tellerdeki küçük bayraklar tit tir titriyor; demirinden sıyrılmış yırtık bir tente aşağı yukarı hızla vuruyor kendini. Teknelerin üzerinde süzülen martılara kayıyor dikkatim. Daha önce milyonlarca defa, milyonlarca insan tarafından yapılmış bir gözlemi, milyonuncu defa yinelemek değil derdim. Bu da benim rıhtım günlüğüm. Sen Ankara’ya […]

DEVAMI →