Iowa eyaletinin Ames kentinde yayınlanan yerel “Ames Daily Tribune” gazetesinin köşe yazarı Rod Riggs, hızlı okuma kurslarının yayılmaya başladığı 60’lı yılların ortasında, bir arkadaşının bu kurslardan birine gittiğini yazacak ve şu şakayı yapacaktı; ‘’Tolstoy’un Savaş ve Barış romanını 20 dakikada bitirmiş. Rusya hakkındaymış kitap’’. Yönetmen Woody Allen’ın, ‘Parayı Al ve Kaç’ filminde bir sahnede kullandığı replikle daha […]

DEVAMI →

BEN SENDEKİ BENİ SEVDİM.   Bunu senden ilk duyduğumda hemen dönüp kendime bakmıştım. Apaçık ortadaydı: Sözlerindeki büyülü güzelliği kendime mal etme yanlışına düşmek üzereydim. Hani o karşısındakini davranışlarıyla, bakış açısıyla, cinselliğiyle etkileme; bir yerden alıp başka bir yere sürükleme gücü vardır ya, ilk aklıma gelen bu olmuştu. Megalomanlık yapmamaya çabalasam da bilinçaltımdan yükselen ses gerçekten […]

DEVAMI →

    Sözü ne uzatıp duruyorsun ki? Yazarak, sözcüklerle harmanlayarak yaratmak istediklerinin tümüne bedel, tek bir gülümsemenin ışıltısını kavramaktır hayat. Bunu ıskaladıysan ya da hiç tanışmadıysan sıcaklığıyla o masumiyetin, dünya kadar aşkı, dünya kadar tutkuyu yoğurup yoğurup ortaya döksen, karşılar mı yazdıkların benim söylemeye çalıştıkları mı? Çünkü önce gülümsemedeki o masumiyeti anlayacaksın. Onun sıcaklığında başlayacak […]

DEVAMI →

  …YOSUNUM   …ruhu kayaya yapışmış iyot kokulu, güneş yanığı, zümrüt yeşili ıslak yosunum …gün doğumlarında üzerine konan yorgun martıların kalp atışlarını dinlerken, geleceğe hikâyeler yazanım …yıldızsız gecelerde, gökyüzünün en karanlık saatlerinde hayaller yetmez olunca, yalnızlığını kayalarda köpük köpüğe patlayan azgın dalgalarla paylaşanım …dipteki midyelere, balıklara, martılardan dinlediklerini üzerine hayallerini gerçekmiş gibi katarak anlatanım …kendi […]

DEVAMI →

  Ege’de bir sahil kasabasında Rum’lardan kalan eski, yıkıntı evin duvarlarındaki boşluklardan bakıyorum hayata. Çerçevem o büyük deliğin yıkılmış kenarlarıyla çizdiği alan kadar. İnsan sınırlarını kendi belirlediğinde, bunun içine neleri alıp, neleri almayacağına karar verdiğinde bütün gereksiz ayrıntılardan kurtuluyor. Sosyal yaşamın yeni ritüellerine, kitlelerin özgür iradeleriyle yaptıkları söylenen tercihlerine, bunların ülke geneline yayılarak herkesi eksiksiz […]

DEVAMI →

BİRBİRİNİN YARASINA SARILMAK   Galiba en ağrılısı, en dayanılmazı herkesin yarası toplu halde kanarken çıkıyor ortaya. Oysa kişisel dertler, başkaları bilmediği sürece daha anlaşılır boyutlarda hissettiriyor varlığını. Yani nasıl olsa başladığı gibi biter umudu insanın direnme gücünü arttırıyor. Sınırları onun yükünü çekenle belirlenmiş, başkalarına bulaşma olasılığı zayıf, tek kişilik bir ağıttır kişisel sıkıntılar. İnsan acı […]

DEVAMI →

UZAKTA Ölüm olmadan da, kaybeder insan insanı. Sor ki nerdedir? Sor ki nerdedir? Bir cevap verilir mi bilmem ki, sözün gücü tükenir; silinir rüyalardan, o hayal ederek yaşatılan, ufukta kaybolan bir gemi gibidir, her zaman ölüm değil, kimi giden de, o su atına binmiş gibidir, dalgalar alır götürür de, uzaklaşmaz olur mu insan insandan? Neyi […]

DEVAMI →

    Birbirini kanatanlara…   Öfkene sarılıyorum. El yordamıyla çekiştiriyorum yakaladığım yerinden, artık yüreğim nereye kadar dayanırsa. Derken tırnak uçlarımda teninden bir parça buluyorum. Edepsizce sızlıyor dipleri; sıcağa dokundukça yanıyorlar,soğukta gezinirken buz parçası. Çaresizce yine sana uzatıyorum, avuçlarımı öpüyorsun acıyan, çizilen yerinden. Biz hep önce kanatıp sonra sızlayan yerlerimizden besleneceğiz öyle değil mi? Zehir dilli […]

DEVAMI →

        Herkesin kendine yetecek kadar yorgun bir hayatı var sevgilim. Bunu söylemek için İstanbul’un Taksim’inde, geçmişte benzerleri defalarca yaşanmış, kanıksanmış, sıradanlaşmış bir anı belgeleyen o fotoğrafı ille de görmem mi gerekiyordu? Ama beni asıl etkileyen tüm bildiklerimizin, milyonların gözü önünde yaşanan dramların, trajedilerin bir tuvale resim yapar gibi çerçevenin içine yayıldığını hissetmemdi. […]

DEVAMI →