ayşeee-npt1k42qxwg2hk755ycs3lc1ygww1yi8vorm0bfodk

2015’in Kasım’ında başlayıp 103 gün süren büyük bir operasyondu o.

PKK’nın 7 Haziran seçimlerinden sonra Doğu ve Güneydoğu’da ilan ettiği özyönetim girişimin ardından ortaya çıkmıştı ki Muş’un Varto; Diyarbakır’ın Silvan, Sur, Lice, Dicle, Bismil; Şırnak’ın Cizre, Silopi, İdil; Mardin’in Nusaybin, Dargeçit ve Derik İlçesi ile Hakkâri Yüksekova ve Şırnak’ta sokak aralarına, bulvarlara terör örgütü tarafından aylarca süren bir çalışmanın sonucunda binden fazla hendek kazılmıştı. PKK’nın sanki resmi bir iş yapıyormuşçasına bu çukurları onca zaman nasıl kazdığı, sırası geldiğinde açmak üzere üzerlerini kapatıp nasıl gizlediği sorusu, bugün bile yanıtını bulmuş değil.

O operasyonlar sırasında PKK ile güvenlik güçleri arasında sokak sokak, ev ev süren çatışmalarda bin 265 terörist öldürülmüş, 65 polis ve asker şehit olmuştu. Sonunda hendekler kapatılıp denetim yeniden sağlandığında görülmüştü ki, 200 bin kişi evlerini, kentlerini, işlerini, yakınlarını, komşularını terk ederek güvenli bölgelere göç etmek zorunda kalmıştı.

İşte tam o günlerde batıda hayat, PKK ile beraber tırmanışa geçen IŞİD’ın canlı bomba eylemleri dışında akıp giderken, gecelerden bir gece, Aydın Doğan henüz aba altından sopayı görüp Kanal D’yi ve Hürriyet’i satmaya mecbur kalmadan önce, televizyonun reytingi en yüksek programı ‘’Beyaz Şova’’ eğlencenin tam ortasında Diyarbakır’dan telefonla bağlanan Ayşe öğretmen, bölgedeki çatışmalara dikkat çekerek ‘’N’olur çocuklar ölmesin.’’ demişti.

N’olur çocuklar ölmesin!

Hem öğretmen, hem anne kimliği, duyarlılığı, kaygısı taşıyan birisi için böyle bir dilekte bulunmaktan daha doğal ne olabilirdi ki?

Zaten Beyazıt Öztürk bile, yani ‘’Beyaz Şov’’un yapılı, yakışıklı, hazır cevap sunucusu da, Ayşe öğretmenin çağrısına önce biraz şaşırsa da, hemen toparlanıp stüdyodaki izleyicileri ona destek olmaları anlamında alkışlatmıştı.

Bu Beyaz’ın en büyük hatasıydı.

Çünkü Aydın Doğan’ın defterini dürmeye daha 2002’de iktidara geldikleri günlerde karar verenlerin yandaş medyası, kan kokusu almış sırtlan sürüleri gibi ‘’Bunlar teröre destek oluyor.’’ naralarını çoktan atmaya başlamışlardı.

Heyhat, kurt kuzuyu yemeyi kafasına bir defa koymuştu ya, diğeri aslında ne yaparsa yapsın kaçışı yoktu.

Aydın Doğan bunu hiç anlamadı.

Belki paçayı kurtarırım diye önce muhalif çizgideki köşe yazarlarının çoğunu attı; yetmedi, Fetö’nün televizyonu Kanal 7’nin Ahmet Hakan’ını,Erdoğan’ın basın danışmanı Akif Beki’yi, Yeni Şafak’ın Ankara Temsilcisi Abdülkadir Selvi’yi işe aldı; yine yetmedi, Ahmet Hakan’la Ertuğrul Özkök’ü Umre’ye yollayıp, orada çektirdikleri ehramlı resimleri gazetesinde boy boy yayımlattı. İşte Doğan Grubu bunlarla uğraşırken Beyazıt Öztürk’ün programında o öğretmeni alkışlatması intihardan farksızdı. Ünlü sunucu hem kanal yönetiminden, hem patrondan yediği azardan sonra bir akşam Kanal D’nin Ana Haber’inde konuk olarak boy gösterdi.

‘’Beyaz’’ın canlı yayındaki yüz rengi, spikerin önceden öğretilmiş sorularını yanıtlarken gerçekten adı gibi bembeyazdı. Ağlamaklı bir ifadeyle ‘’Benim teröre, teröriste destek olmam mümkün mü? Nereden bilebilirdim telefondaki kişinin bunları söyleyeceğini. Çok üzgünüm çok. Adımın böyle bir tartışmaya karışmasından dolayı izleyicilerimden özür diliyorum. Benim babam polisti. Bir polis çocuğu olarak terörü elbette lanetliyorum.’’ benzeri şeyler söyledi.

Sonra her şey unutulup gitti.

Beyaz eski hızıyla programlarına geri döndü ama Ayşe öğretmen için öyle olmadı.

Yandaş medya bu defa onu hedef gösterdi, amacına da ulaştı. Diyarbakır’da, ’terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan tutuklanan ve hakim karşısına çıkartılan Ayşe öğretmen mahkeme heyetine şunları söyledi:

“Savcılıkça verilen mütalaadan sonra, hakkımdaki suçlamaya ilişkin savunma yapmam istenmektedir. Hemen belirtmeliyim ki suç işlediğim kanısında değilim. Programda yaptığım konuşmanın suç olmadığını düşündüğüm gibi kendimi de bir sanık olarak görmüyorum. Kendimi iç sesini dinleyen ve vicdani sorumluluğu kapsamında mağduriyetleri dile getiren ve fakat aşama itibariyle bir kısım medya ve yargı eliyle mağdur edilmiş biri olarak değerlendiriyorum. Bu nedenle savunma yapmıyorum, sadece beyanda bulunuyorum. Beyanlarım, mağdur beyanıdır. Ülkenin Güneydoğu’sunda yaşanan yaygın çatışmaların ve akabinde sokağa çıkma yasaklarının, binlerce insan gibi doğrudan mağduriyetini yaşadım. Bunun duyulması amacıyla, küçük de olsa bir çığlık atma kastıyla yaptığım konuşmamın sonucunda tekrar tekrar linç edildim. Programda söylediklerimi yineliyorum: Sessiz kalmayın. İnsan olarak biraz daha hassasiyetle yaklaşın. Görün, duyun ve artık bize el verin. Yazık; insanlar ölmesin, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın!”

Mahkeme tarafından 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan ve 20 Nisan günü 6 aylık kızı Deran ile birlikte Diyarbakır E tipi Cezaevi’ne konulan Ayşe Çelik için zor dönemdi bu. Yeni doğan bebeği cezaevi koşullarında beslemek, bakmak mümkün müydü? Sonuçta Deran annesinin isteğiyle yanından alınarak ailesine teslim edildi. Bu gelişmenin ardından avukatı Diyarbakır İnfaz Hakimliği’ne başvurarak, müvekkilinin cezasının denetimli serbestlik tedbiri ile infaz edilmesini talep etti. Talebi değerlendiren Diyarbakır İnfaz Hakimliği Ayşe Çelik’in tahliyesine karar verdi.

Peki yargı süreci dahil, küçücük bir olayı niçin bu kadar ayrıntıya girerek anlattık?

Tek nedeni var:

İnsan olmanın onurunu sonuna kadar üzerinde taşıyarak sırtlan sürülerine direnmek, hele böyle bir dönemde hiç de kolay değil.

Ayşe Çelik, yediği fırçadan sonra ekrana çıkıp özür dileyen ‘’Beyaz’’ gibi davranmadı.

Mahkemenin karşısında inatla ve kararlılıkla ‘’Sessiz kalmayın ki, çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın.’’ dedi.

O direndikçe ‘’Beyaz’’ ın omuzlarına yalandan, uydurma bir apolet gibi işlenmiş şöhretin, paranın, gücün rengi karardı.

Onlar kararırken Ayşe öğretmen göz kamaştıran harflerle bir çizik attı bütün suskunluklarımıza, bütün korkularımıza, üzerinde ‘’Çocuklar Ölmesin.’’ yazan.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>