10984078_971180896233835_6902280497693615991_n

 

 

Kıymetli sokakdaşlarım!

Kadim komşular, yeni gelenler; sokağın dört ayaklı ve kanatlı dostları;

Bu akşam yani sokağa çıkma yasağının uygulanmasına dakikalar kala geçmişte işlediğim kabahatleri itiraf ederek vicdanımı rahatlatmak için karşınızdayım.

Şu zor günlerde beni dışlamadan milli beraberliğimizi koruyacağınızı ve komşuluk ilişkilerimizin daha da kenetleneceğine güvenim tamdır.

Sevgili Yahya; lisedeyken müteaahhit baban rahmetli Ahmet Amca’yı ofisinde dikizleyerek, fırsatını bulunca telefonda işlettiğim için beni affet. Tek kusuru asık yüzü ve tutuculuk olan babana “Öleceksin, öleceksin! Gülümse biraz!”diyen bendim. Verdiği cevap tarihimde kayıtlara geçmiştir:

“Uşağum, sen dunyaya mu kalacasun da!”

Birini ilk ve son işletişim oldu bu.

Faili öğrenemeden göçtü, sen bil istedim.

Sevgili Miran; lisedeyken benden hoşlandığını fark ediyordum. Ağzın bir karış açık karşı ki duvarda otururdun. Seni bizimle voleybol oynatmadığım için saksı gibi izlemede kaldığını acıyla hatırlıyorum. Annenden kızlarla yan yana oturuyorsun diye bir araba sopa yediğini cümle alem biliyordu. Allah-u Teala’nın yanına tez elden ulaşmamanı iyi niyetime borçlusun.

Saygın apartmanımıza sonradan taşınan komşu; hemen her geceyarısı defalarca pencerenin önüne arabasıyla gelip düt düt korna basan misafirinize Enola Gay misali soğan patates fırlatan bendim. O dönemde soğan patates sıkıntısı yaşanıyordu. Onları ziyan ettiğimden dolayı annemden işittiğim azarlar bir kulağımdan girip diğerinden çıkarken tam isabet atışlarımdan zevki şu korona günlerinde bile anımsıyorum. Misafirine hoşgörülü olamayıp, konfeti atmadığım için beni bağışla.

Sevgili Ulviye Teyzeciğim; bize her geldiğinde odadan kaçtığımı üzülerek itiraf ediyorum. Bitmek tükenmek bilmez böbürlenmelerin, şiirlerin, en mükemmel kadın oluşunu defalarca ifade edişlerin, bende ruh tahribatı yaratacak kadar izler bırakmıştı. Yıllar geçti, insanlar değişti sen asla değişmedin. İstikrarlı duruşunu her zaman takdir ediyorum. Ne kahve falındaki gri kasketli adamı unuttum, ne de dağları yaratan seni.

Hepinizi en derin duygularımla selamlıyorum…

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>